Errementari

Guillerme Del Toro sağ olsun son dönemde İspanyol korku filmlerine ayrı bir merakım oldu. Öyle bir merak ki tüm üşengeçliğimi bir kenara bırakıp, denk geldiğim ya da yeni bir filmin ismini gördüğüm an oturup izliyorum. İspanyol korku sineması tarihinden bahsetmeyeceğim, zaten bilgim de yok. Ama şunu söyleyebilirim, son dönemde izlediğim filmlerle, benim için İspanyol korku filmleri, İspanyolca konuşulan, bol bol Diablo ya da Tranquilo denilen, aşırı dinciliğin gizeminden beslenen, güzel yüzlü insanların ve korkunç tipli ama sempatik çocukların figüranlık yaptığı, sarı, kırmızı ve turuncu renklerin baskın olduğu, ne korkunç ne değil filmlerdir.

Belki film tüyler ürpertmiyor, belki filmi bir korku filmi olarak izlemek için 14 yaşından büyük olmamak gerekiyor, ama filmin atmosferi kesinlikle etkileyici. Odanın geri kalanının ışıklarını kapatıp izlediğinizde baya filmin içine dahil oluyorsunuz. Dinin, baskıcılıktan ve baskıcılığın beslediği belirsizlikten beslenen bir tabu olduğunu vurguluyor (Ya da ben öyle yorumladım bilemiyorum). Film ilerledikçe bazı şeyler netleşiyor, özellikle de inançla ilgili, statükocu olmanın, tek taraflı bakmanın ve mahalle baskısının gücünü arkasına alan ön yargıların yersizliğini görüyorsunuz. Ayrıca, filmdeki şeytan, iblis, diablo (ya da her neyse) tasvirleri gerçekten çok güzel. Aynı zamanda cehennem tasviri de tıpkı kendi kendime hayalini kurduğum gibi. Gerçi en sevdiğim cehennem tasvirinin Constantine’deki cehennem tasviri olduğunu söyleyebilirim, ama bu filmdeki de baya güzel olmuş kanımca.

İspanyol korku filmlerinin görsel atmosferinden ziyade, konuşulan dilin de filmin hissettirdiklerini çok değiştirdiğini düşünüyorum. Sürekli hebele hübele… bu adamlar bu kadar hararetli ne konuşuyorlar diye düşünmeden edemiyor insan. Dilin doğasından sebep sürekli bir endişe, telaş hali oluyor. Türkçe dublajın dikkat dağıtıcılığıyla kıyaslamıyorum tabii ki, ama diyorum ki bu filmler İngilizce olsa, ya da ne bileyim hikaye Meksika’da, İspanya’nın güneyinde falan değil de Londra’da ya da Oregon’da geçse bu kadar güzel olmayabilirdi. Tabii bu son dediğimden; “Film güzel, çünkü İspanyolca.” gibi bir anlam çıkmasın. Aksine diyorum ki; film güzel çünkü Hristiyanlığın daha doğrusu bağnazlığın karanlık yüzü var, mitoloji var, şeytanla hesaplaşmalar var, gizemli karakterler var, etik değer kurcalamaları var, edebi metinler ve ince mesajlar var… Sırf atmosferi bile bana yeterdi, ama bu saydıklarım da var.

Puan: 7,6