
Bir oyun nasıl bu kadar güzel olabilir? Sadece görsel dille nasıl bu kadar büyük keyif verebilir aklım almıyor. Oyunda hikaye namına pek bir şey yok. Kedi suratlı insan vücutlu bir dalgıç olarak su altında parkur parkur gezip hastalık ve salgın tedavi edip, su altının eski düzenine kavuşmasına vesile olmak nasıl bu kadar eğlenceli olabilir?
Oyun hikaye olarak da, hikaye anlatımı olarak da aslında neredeyse hiçbir şey vermiyor. Oynanış anlamında da herhangi bir özelliği yok. Oyun; mekanikleri anlamında, ne bileyim bir akıl oyalayacak bulmaca ya da el oyalayacak bir beceri beklentisi olmadan, tamamen mükemmel bir görsel sunumla keyifle oynatıyor kendini. Zaten iki saat gibi bir sürede oyun bitiyor. Ama hani “Oyunu bitirdim, artık oyunla işim kalmadı” gibi bir durum da yaşanmıyor neyse ki. Aslında sıkıldıkça, özellikle de kafanız hafif güzelken oynayıp hayallere dalabileceğiniz bir oyun, dahası az buçuk yönlendirebileceğiniz bir animasyon filmi gibi de düşünebilirsiniz.
Love, Death & Robots’ta ilk sezonda Fish Night diye bir bölüm vardı. Tıpkı o da, konudan, hikayeden bağımsız, tamamen görsel şölen sunan, fakat sırf bu yüzden bile defalarca izlediğim bir bölümdü. Abzu da aynen böyle bir oyun. “Relaxing Game” şeklinde kategorize ediliyor genelde bu tip oyunlar, ama ben “Sarhoşken oynanacak oyunlar” diye bu türü isimlendirmeyi daha uygun buluyorum. Az buçuk ilginiz varsa, hatta yoksa da bir şans verin derim. Ben bazı zamanlar, yolda belde kafamın içinde oynamaya devam ediyorum.